Gonzi

Bir şeyler içten gelmeli ve yapılmalı. Ancak o zaman güzel olabiliyor her şey. Sırf beklediğin için gerçekleşmemeli, söylenilmemeli bazı şeyler. Zira hiç bir anlam ifade etmeyen, günlük kullanılan kelimelerden farksız kalıyor.


Sana yapilanlardan ders cikarmayip aynisini uygularsan, kaybettiklerini kazanmaktan cok, sacma sapan bir tekrar icine saplanirsin.


Biz çevremizde yaşadığımız hiçbir şeyin oluşumuna ilk başta karar verenler değiliz. Bizden çok önce yapıldı bu ve dönüşe dönüşe bize kadar geldi. Dolayısıyla ne mimari hakkında, ne estetik hakkında, ne insan ilişkileri hakkında bizim söz hakkımız olmadı. Daha da tuhafı bu aralar en iyi tutan sektör; söz hakkın varmış gibi seni inandırmak. Sen seçiyorsun bütün bunları demek. Her neyse; dolayısıyla temel öfke buysa, yani benim bu hayat hakkında hiç söz hakkım yok. Kimse bana sormadı bu binayı böyle yapacağım diye, bu sınırları böylemi çizeceğim diye, başka bir şeyimi yapacağım diye, aile yapısını böylemi kuracağım diye. Kimse, bana hiç bir şey sormadı. Ve aldılar bir yere bıraktılar. İki ihtimal var: ya kendini oralı hissedeceksin, ya da doğduğun andan büyümenle tependeki tavana çarpacak kafan. Bazılarının kafası şeffaf olduğu için geçiyor tavandan. Ve onlar zaten sakinler. Orada bir öfke yok. Ama kafanı vurduğun zaman tavana. O öyle bir acır ki. Seni döver, seni mahveder. İşte o acıyla ömrünü avazın çıktığı kadar bağırara geçirebilirsinde, ya da uğraştığın işler üzerine dökebilirsin. Yazarak, çizerek, müziğe dökerek.

– Hakan Günday’ın, Batman söyleşisinden bir kesit (via kofiakofo)

(Source: kofiakofo)

Via kemal sunal öldü, gülmek bozuldu

Hayatımız boyunca herhalde binlerce hata yapıyoruz. Ortalama 60 yaş biçersek ömrümüze bunun %70’ini hata yaparak geçirdiğimizi söylersem herhalde çok abartmış olmam. Ufak veya büyük hatalar. Hata, hatadır sonuçta. Büyüklüğü ve küçüklüğü konusuna girecek olursam da hatanın hayatımıza etkisi ve kaybettiklerimizin büyüklüğüne bağlı olarak küçük veya büyük hatalar diye ayrıştırabiliriz. Ama işte o kadar ilginç bir hayat yaşıyoruz ki bazen ufak kategorisine aldığımız hatalarımız ileri ki dönemlerimizde kategorisini değiştirip büyük hatalar kategorisine geçiş sağlayabiliyor. Buda yaptığımız hatalar arasında başımıza büyük işler açacak olan, gecenizi gündüzünü sikip size ters takla attırabilecek kapasiteye sahip olandır… Her zaman derler ya hatalarımızdan ders çıkarmak gerekir. Hatta bazılarımız “Yaptığım hatalar beni buralara getirdi” deriz her zaman için. Ama kimse kusura bakmasın hatanızdan çıkaracağınız dersler hepinizin karşısına çıkan mutluluk tarafından silinmektedir. Bir anda, hiç bir şeyin farkına varmadan ders notlarını evde unuttuğunuzun farkına varırsınız. Geç olmuştur artık her şey için, fazla kasmayın koparırsınız kayışları…. Yaptığınız hataların üstüne de o kadar düşmeyin derim ben size. Zira dediğim gibi eşi ve benzeri olmayan bu ilginç yaşam şeklimizde neyin üstüne gittiysek her zaman işler sarpa sarar ve yapılmaması gereken her şeyi yaparız. Tıpkı korktuğumuz şeyleri sürekli düşünüp başımıza gelmesi gibi… Hiç mi tınlamayalım hatalarımızı napalım diye soracak olursanız da elbette hatalarınızı görün ama dediğim gibi o kadar üstüne düşmeyin, sadece yaptığınız şeyin hata olduğunu bilmeniz yeter. Onun dışında gerçekleştireceğiniz tüm eylemleri elinize yüzünüze bulaştıracağınıza emin olabilirsiniz. Yaptım evet. Büyük hatalar yaptım. Ama insanların en doğal hakkı olan hata yapma yetisini aşırı dozda kullandığımdan bir şeyleri yerine geri koymak çok zor görünüyor. En azından şuan için. Belkide hiç bir zaman yerine getiremeyeceğim hatalarımdan dolayı kaybettiğim şeyleri ama şuanda kendimi kandırmaktan başka çarem yok. Sizin varsa bir çareniz anlatın dinlerim buradan. Yazının nereye gideceğini bende en az sizin kadar merak ediyorum emin olabilirsiniz. Zira direkt aklıma geldi şu sıralar yaşadıklarımın tek sebebinin yaptığım hatalar olduğu. Ve o yüzden biraz da günah çıkarıp kafamı rahatlatmak için klavyenin tuşlarına basmak istedim. Sonunu bağlayabileceğimden bile emin olmayaraktan bodoslama daldım… Hatalar diyorduk. Şunu da düşünüyorum mesela, gerçekten hata yapmsaydık? Yani tamam hep hatalarımızın sonucunu olumsuz şeylere bağladık. Ama hiç mi olumlu yönü olmadı? Hep mi siktiri boktan şekle dönüştü hayatımız?. Hiç yapmasaydım geçmişte yaptığım hataları gerçekten mutlu olabilir miydim yoksa? Buda işin garip bi tarafı değil mi? Kaybettiğimiz şeyleri kaybetmeyip şuan bile yaşabilseydik bir çok şeyi, hayatımız o yönde ilerlemiş olsaydı çok mu doğru şeyler olacaktı? Sürekli gülecekmiydik? Cevaplanması gereken sorular… Ama hatalarımızın hayatımıza en büyük etkisi sanırım sadece yolumuzu değiştirmesi. Başkada bir halta yaradığı yok. Yola çıkarsınız hata yaparsınız geri dönüp hemen ardından başka bir yola çıkarsınız. Ve bu labirent içinde dolaşıp dururuz. Ne zaman ki bize göre doğru yolda olduğumuzu düşünürsek o zaman geri dönmeyiz, ya da geri dönemeyiz. Bazen yaptığımız doğruların bile çok uzun süre sonra hata olduğunun farkına varıyoruz. Dediğim gibi saçma sapan bir hayat yaşıyoruz, yaşamak zorunda kalıyoruz. Hata olan ne ? Doğru olan ne bunun bile aynı anda farkına varmıyoruz. İlginç.


(Source: gonzi.org)


Hani boyle insanin ici sizlar ya. Hani boyle cok istedigin bir seyin olmasini beklersin ve bekleme suresiz cok uzundur. Ha iste o uzunluk kadar ozledim seni!



“kör kuyularda bul beni
bul beni bir sahilde çıplak 
bir işkence gemisinde elektrikle ayık 
bir kışlada kayıp
anne, bir sokak başında
isimsiz yüzsüz bir kimsesiz mezarında 
kaybedenler kaybetti yazan mezar taşının altında bul beni
anne bul beni arjantinli annelerin arasında
plaza del mayor’da
anne bul beni galatasaray meydanı’nda
bul beni ramallahlı annelerin
gazzeli annelerin
anne bul beni varşova gettosunda
anne bul beni nico’nun bart’ın italyan annelerinin gözlerinde
anne bul beni
bul beni 
anne bul beni bir sokakta
akranlarım bağırırken hala
anne bul beni, bul beni bir sabah
bir sabah diyen adamın gözlerinde bul beni
o sabahı kuran kadınların sözlerinde
anne bul beni ahmet kaya’nın gözlerinde 
anne bul beni”



….

Bedenine bombalar baglanmis canli bomba gibisin, kurtarmaya geliyorum. Yanlis bir hareketimde ikimizide havaya ucurabilecegini bilerekten, geriye bizden eser birakmayacagini bilerekten geliyorum… Bu defa dogru kabloyu kesip sarilacagim sana tum benligimle, sonsuza dek, her seyi goze alarak….


İnsan hayatta kaç defa ciddi ciddi kararlar alıp uygulamaya başlar?. Belki bazen çok geç olmuştur. Bazen de çok zamansız kararlar… Bu yüzden bir çok şeyin içine edilmiş olunabilir. Ya da gerçekten alınan kararlar ciddi değildir. Günlerdir düşünüyorum, 6 gecedir aynı rüyaları görerek düşünüyorum. Bir çok şey hakkında çıkarımlarda bulundum. Mesela ben ilk defa korkmadan kararlar aldım. Ucunun nereye varacağından emin olarak. İnsan bir haftada değişir mi? Evet insan bir haftada değişir. Hatta insanlar bir saniye içinde değişir. Öyle şeyler görürler ki anında mutasyona uğrarlar… Gördüm. Ben aldığım kararları sırtıma yükledim, altında kalma riskini göze alaraktan. Hiç bir şey ama hiç bir şey değiştiremeyecek bu kez hiç bir şeyi. Her şey ama her şey bir çift güzel gözü gülümsetebilmek için. Kendimi peygamber ilan ediyorum! Tanrısının gözlerinde yaşam bulan bir peygamber! Sığınacağım gözlerine, ellerine kollarına… Parmaklarına dokunacağım ve seni bağlayacak büyülü bir şeyler yapacağım… Mucizemi göstermeye çalışacağım bu kez. Tanrı sırtımı sıvazlamaya başladı düşündüklerimden dolayı. O da bu kez arkanda ben varım, düzgün şeyler yazdım sana diyor. Güveniyorum bu kez ona. Ama kendime daha çok güveniyorum! Yüküm ağır, yolum uzun, cebimde mucizem, içimde inanç.


bişey istemiyorum ; sadece burnundan öpmeyi özledim.

(Source: cileklibisey)

Via Mesela,bariz.

Sevdim. Sadece sevdim. Çok normal insanlar değiliz biz. Bizimde normal olduğumuz söylenmez zaten insanlar tarafından. Dünya da herkes normal sanki de bi biz anormaliz. Yanlış zamanda yanlış yerlerde… Ne zaman bilgisayar başına oturup bir şeyler yazmak istediysem de, ya da elime telefonu alıp yazmak istediysem de çok güzel şeyler yazmak istedim sana ama olmadı hep sildim, yazdıklarımı. Hoş anlamam ben pek güzel yazılar yazmaktan. Ben hep hatalar yaptım bazı dönemlerde. Yokluğundan olsa gerek. Kavuşma isteğinden olsa gerek. Hani insan çaresiz kalırya çok sevdiği dönemlerde ve ulaşmak ister bazı şeylere. Ulaşmak için durmadan düşünür taşınır ve düşündüğü şeylerin ne kadar saçma olduğunun farkında olmadan. Hoş kendisinin yaşadığından bile haberi yoktur. O derece çaresizce en saçma salak şeyleri yapmak durumunda kalır, yapılmaması gereken, insanları üzeceğini, gecelerce ağlatacağını bilmeden. Tanrı tarafından cennetinden kovulmuş bir melek gibidir, isyanını tüm dünyaya haykırmak isteyen ama yapamayan ezik bir melek gibi… Sevgimden di tüm bunlar. Boşuna dememişler insanın en salak olduğu anlar delicesine aşık olup kavuşmak istediği anlardır diye. Bunlarda hep onlara tekabul etmekte nedense… Kim bilir şimdi hava nasıldır oralarda, kim bilir neleri özledin sen en çok. Biraz salakça olacak ama burası çok boktan. Sanki herkes kötü, sanki herkes yanlız. Çok farkımız yoktur belki. Ama aslında var burada ben daha geniş alanlarda yürüyor, daha fazla insanla görüşüyorum. En büyük fark bu heralde. Beni burada ayakta tutan dostlarım. Seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. Ne bilim mesela bilardo masalarında toplara vurarak bana vurmuş hissiyatını içinde yaratıp rahatlıyorsundur. Ama eminim senin sevenlerin benimkilerden daha çoktur. Ben mücadele etmeyi senin kadar bimiyorum. Belki de yaşadıklarımızdan olsa gerek tüm bunlar. Fazlaca senin yaşadıkların tabi. Yaşamadığım ve hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı yaşantıların. Anlıyorum diyemiyorum sana bu tür konularda çünkü insan yaşamadan bilemez ve bu kadar güçlü olamaz. Bazen yaşadıklarını yaşamak istediğim oluyor aslında sırf senin kadar güçlü olabilmek ve bu gücü senle kullanabilmek için…. Ben sevdim seni, hoşlandım, tapma katına eriştim. Çok güzelsin. Ya dikkat ettimde ben sana olan hisslerimi hep kötü cümlelerle anlatıyorum sanırım. Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum, ya da ne bileyim öyle işte…. Ama sevdim bunu biliyorum. En azından bunu bilecek kadar bilince sahibim. Çünkü tüm bilincim bundan ibaret.


114
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close